İnsanlar arı sokması sonucu öle bilir mi?

0
47

Avrupa ve Afrika arılarının arasındaki farklılıklar

Кaçın, arılar geliyor!

Öldüren arıların bir bölgeyi istilası, genellikle şu şekilde olmaktadır: İlk yıl kovanlarının sayısı azdır ve fark edilmezler. İkinci yıl sayıları hızla artar. Üçüncü ve dördüncü yıl bu artış devam eder ve eski uysal arı kovanları, melezlenme ve istila dolayısıyla hızla ” Afrikalılaşır”. Buna paralel olarak, arıların hücumuna uğrayan ve sokularak delik deşik edilen insanların sayısı da artar. Dördüncü yıldan sonra, bu sayı düşer; çünkü insanlar arlık Afrika arılarının tehlikeli olduğunu ve onları rahatsız etmemek gerektiğini öğrenmişlerdir.

Peki ama öldüren anları diğerlerinden nasıl ayırt edeceğiz? Aslında, çıplak gözle bunları ayırabilmek fevkalade güçtür. Yalnız, renklerinin değişik olduğu­nu ve karınlarında sarı halkalar bulunduğunu söyleyebiliriz. Boyları da Avrupa arılarından biraz daha kü­çüktür. Arıbeyleri öteki türlerden daha fazla yumurt­lar ve larvaların gelişim süresi daha kısadır.
Bu Afrika anlarına kötü şöhret kazandıran husus, saldırgan olmalarıdır. Zehirleri Avrupa arılarından da­ha tehlikeli olmakla kalmamakta, ayrıca saldırıya geç­meleri için en ufak bir bahane yetmektedir. Mesela kovanlarına şöyle bir dokunmak, onları çıldırtmakta­dır, öfkelendikleri zaman, Avrupa arılarından üç kat hızlı tepki gösterir, on kere daha çok sokar, kurban­larını bir kilometre uzağa kadar kovalarlar. Hava ne kadar sıcaksa, öfkeleri de o kadar büyük olur. Oğul­lar ya da kovandakiler kızdırıldığı takdirde, yüz met­re çevrelerinde hareket eden her şeye saldırır ve en az yarım saat geçmeden yatışmazlar. Halbuki Avru­pa anlarında bu süre üç dakikadır. Afrika anlarının ba­zen günlerce kızgın halde kaldığı görülmüştür.

Afrika arılarının bal toplama biçimi de başka tür­lüdür. Sabahleyin öteki arılardan daha erken yola çı­kar, akşam geç vakit, hatta karanlıkta geri dönerler.
Serin havada da çalışabilirler. Tek bir seferde öteki arılardan daha az çiçeközü toplarlarsa da daha sık sefer yaparlar ve kovan arkadaşlarını uyararak birlikte getirirler. Tropik bölgelerin kısa mevsiminde bol bal üretmeye uyarlanmışlardır, öteki arılardan daha fazla bal üretmekle birlikte, kışın bu balın büyük kısmını tü­ketmektedirler.

Bir Afrika arısı kolonisi tıpkı Avrupa arılarında ol­duğu gibi, arıbeyi ve işçi arılardan oluşursa da, oğul verme biçimi değişiktir. Avrupa arılarında bu, yılda bir kere olur. Buna karşılık, Afrika arıları yılda birkaç ke­re oğul verebilirler. Bundan dolayı, bir bölgedeki sa­yıları hızla çoğalır. Mesela Brezilya’nın bir savana böl­gesinde kilometre kare başına 108 Afrika arısı kolo­nisi sayılmıştır. Avrupa arılarında ise bu yoğunluk or­talama olarak kilometre kare başına bir kolonidir.

Afrika türünden arılar, kovan olarak her çeşit sı­ğınağı seçmektedir. Bu, ağaç gövdesi, çalılıklar, ter­kedilmiş termit yuvası, kaya çatlakları, ev duvarında­ki bir yarık ya da bir kutu vs… olabilir. Oğul vermeleri, sadece üremeye değil, gıda yokluğuna da bağlıdır.
Bir bölgede bulunan çiçeközü tükenmeye yüz tutar­sa, arılar kovanlarını bırakıp başka bir yere göç eder­ler. Afrika arılarının hızla yayılmalarının bir sebebi de budur.

 

avatar
  Subscribe  
Bildir