Anne sütü, Çocuklar ne zamana kadar emzirilmeli?, Anne sütünün yararları.

0
244

Biyokimyanın hızlı gelişimi sonucu biyolojinin bütün sırlarının kolaylıkla çözülebileceğini tahmin ederek fizyolojinin inceliklerini öğrenmeye gayret etme yerine, fizyo-patoloji ile hastalıklardaki değişiklikleri incelemeyi uzun bir süre tercih ettik. Ancak bir biyoloji harikası olan anne sütünün yemden İncelenmeye başlanması ile biyolojinin pek çok özelliğinin bugünkü biyokimya bilgimiz ve yöntemlerimizle çözülemlyeceğim anlamağa başlamış bulunuyoruz. Gıdalardaki demirin ancak % 10’unu emilebilirken, anne sütündeki demirin neden en az % 50’si kullanılabiliyor sorusunun cevabı henüz bilinmiyor Daha da önemlisi, anne sütü verilen kimseye daha da faydalı olur diye bir gıda (örneğin armut ezmesi) İlave edildiğinde, içindeki demirin ancak % 10’unun ab-sorbe olabileceğinin anlaşılması, gıdalarımızdaki besinlerin en az miktarı kadar, kullanabiliıfiğini de dikkatimize getirmektedir Yani, gıdalanmızdaki besin öğelerinin salt tayini yanında, vücudumuzca ne kadarının kullanılabildiğini düşünmemiz ve araştırmamızın önemini vurgulaması yönünden anne sütü üzerindeki çalışmalar çok uyancı olmuştur.
Zaten fizyolojiye önem veren, akılcı bir yaklaşımla bio-lojik olayları değerlendirmiş olsaydık: eniğe köpek sütü, oğlağa keçi sütü, kuzuya koyun sütü, danaya inek sütü, sıpaya eşek sütü, taya kısrak sütünden başka bir gıda düşünülmediğine göre. Bebeğe de Anne Sütö’nün tartışmasız en iyi olabileceği gerçeğini rahatlıkla görebilirdik.
Ancak, bilimde esas olan kuşkuya yer vermediğimiz ve bebek beslenmesine kalori ve protein olarak baktığımız için, en az son 40 yıldır bebekleri beslenme, korunma ve gelişmeleri için çok güzel ve yen doldurulamaz bir biyolojik birleşim olan anne sütünden yeterince yarariandıramadığımızt üzülerek hatırlıyoruz.

Anne sütünü, uzun yıllar sadece bir gıda olarak görmek hatasında da bulunduk. Bu gün anne sütünün pek çok biyolojik özelliklerini anlamadığımızı biliyoruz. Oda sıcaklığında 6 saat tutulan diğer sütlerde bakteriler gelişerek sütü bozduğu halde, bu sûre zadında anne sütünde bakteri üremesinin olmaması, onun antibakteriyel etkisinin iyi bir göstergesidir. Laboratuvar koşullarında gösterilen bu özellikle anne sütünün bebekleride çeşitli bakteriye!, hastalıklardan koruması nedenlerinden birisidir. Antivıral etkisi de gösterilen anne sütünün bebeği damar sertliğinden (arterioskleroz) koruması, bu biyoloji harikasının pek çok özelliğinden sadece birkaçıdır.
Anne sütü değişmeyen sabit bir bileşik olmadığı gibi, içerisindeki koruyucu antikorlarında bebeğin gereksinimine göre ayarlanabildiğim hayretle görmekteyiz. Doğumdan sonraki 3-5 gündeki Anne sütüne kolostrum (Ağız) denmektedir.

Bunu bebeğin 5-10 günlük olduğu devrede gelen geçici süt izlemekte, daha sonra da olgun anne sütü yapılmağa başlamaktadır. Bu sütler, o yaştaki bebekleri koruma, besleme ve geliştirme yönünden son derece önemlidir Her dönemdeki anne sütleri, her öğünde aynı olmadığı gibi, bebeğin emmeye başlaması ile sonlanması süresinde de değişikliğe uğramaktadır. Daha da önemlisi, bebeği erken doğmuş (prematüre) annenin sütü, zamanında doğum yapmış anneninkin-den farklı olup, küçük bebeğin daha hızlı, sağlıklı büyümesi için ayarlanmaktadır. Bu bebek ne kadar erken doğmuş İse kendi annesinin sütü onun İçin en iyi şekilde ayarlanmakta proteini, kalsiyumu demiri başta olmak üzere artırılmakta, fosfor hariç diğer bütün besin faktörleri o bebek için adeta ayarlanmaktadır. Sanki anne memesindeki bir bilgisayarla bebeğin gereksinimlerine uygun süt yapılmaktadır Hele bu bulguları biyolojik olarak anne olmamış (evlenmemiş veya doğum yapmamış) bir kızın memesinin bir bebek tarafından emilmesiyle gelen sütle karşılaştıracak olursak, hayretimiz daha da artmaktadır. Çünkü biyolojik olarak anne olmamış hanımın gelen sütü, olgun anne sütüne benzemektedir. Bu bize, bebek ile anne arasında henüz İyi bilemediğimiz şekilde gereksinim sinyalinin olduğunu işaret etmektedir.
Anne sütünde bulunan ve bebeğin bağırsaklarını büyüten bir (aktör, bebeğin büyümesi ile artan emilim gereksiniminin karşılanmasında önemli bir rol oynar. Anne sütünün biyolojik özelliği dolayısı ile bebek midesinde 15 ile 45 dakika kalması, onun sindirilmesi için yeterlidir. Anne sütü bebeği ısalden koruduğu gibi, ishal olan bebeğin iyileşmesine de yardımcı olur. Bebeğin anneyi emmeye devam etmesi, anneyi (mutlak olmamak üzere) hamile kalmaktan koruduğu için, sık doğumlarla annenin yıpranmamasına yardımcı olur. Özellikle dünyanın geri kalmış ülkelerinde bebek ölümlerinin azalmasında anne sütü ile beslenme çok önemli bir (aktördür Anne sütü, özellikle küçük doğmuş bebeklerin eritrositlerinin (kırmızı küreleri) kolayca yıkılmasını da önleyicidir.
Anne sütü verilmeyen bebeklere bir hayvan sütü (sıklıkla inek sütü) verildiğinde bu bebeklerin, bebek bağırsağından kanama, demir noksanlığı anemisi, laktoz intoleransı, al-lerjiye eğilimli olma ve hayvanlardan geçebilecek hastalıklardan koruması son derece önemlidir.
Hele bu biyoloji harikasının bebeğe verilmesi sırasında bebeğin psikolojik gereksinimlerininde en iyi şekilde doyum-satıldığı hatırlandığında, bebeğe niçin başka bir gıda önerildiğim anlamamız mümkün değildir.
Anne Sütünün Devamlı Olması ve Bollaştırılması
Bebeğin beslenmesini, bulaşıcı hastalıklardan, ishalden, şişmanlıktan, damar sertliğinden (arterioskleroz) korunmasını ve normal büyümesini sağlayan, bebeğin psikolojik gereksinimlerini en iyi şekilde karşılayan anne sütünün bir benzerinin elde edilmesi olanaksız olduğu gibi, ona yakın bir besin de mevcut değildir. Bu nedenle bebeğin beslenme, korunma ve gelişmesi yönünden bir biyoloji harikası olan anne sütünün tek başına bütün bebeklere 6 aylık oluncaya kadar verilmesi, buna olanaklar ölçüsünde devam edilmesi (2 yıla kadar) çok uygun olacaktır.
Zamanımızda, anne sütüne özellikle gereksinimi olan geri kalmış ülke bebeklerine erkenden ek gıdalar İlavesi sonucu uzun süre anne sütü verilmediği gibi, kanşık beslenme ile anne sütü verilmesinin büyük yaran elde edilememektedir. Ek gıdalara erkenden başlanmak İle verilen infeksiyonlar, bebek ölümlerini artıran nedenler arasında küçümsenmeyecek bir yer tutmaktadır. Anne sütünün bol ve uzun sûre olması için teorik yaklaşımlar üzerinde durulmakta ise de fizyolojinin önemi yeterince değerlendirilmemektedir. Emziren annelere çeşitli srvı ve besinler önerilmekle birlikte, bütün memelilerde benzer olan fizyolojik yaklaşım yeterince dikkate alınmamaktadır. Memelilerde, süt emildikçe (veya sağıldıkça) artmaktadır Emmenin doğumdan hemen sonra başlatılması gereğini de yeniden öğreniyoruz. Yanlış modem (!) yaklaşımla. bebeklerin bebek odasına alınarak anne ile psikolojik ve organik bağının azaltılmasının anne sütünün yeterli olmamasında esas neden olduğunu anlamağa başlamış bulunuyoruz. Bütün memelilerde yavru doğar doğmaz anne memesini ararken, hekimlerin bebeği anneden uzaklaştırmasının ve böylece fizyolojisinin bozulmasının nedenini anlamak mümkün değildir. Bebeğin doğar doğmaz anne memesine konmasının (en fazla ilk yarım saatte) anne sütünün bol ve devamlı olmasında en büyük faktör olduğunu anlamağa başlamış bulunuyoruz. Henüz anne karnında iken emme hareketleri yapan bebeğin doğumdan hemen sonra anne memesini emmesi açlıktan olmayıp, bir reflekstir
Bebeğin emme refleksi çok önemli biyolojik olayları başlatmaktadır. Onun, annesinin meme başını emmesi ile oluşan refleks annenin tıiptalamus-hipofiz sistemini uyararak, anında oksitosin ve prolaktin denilen iki hormonun yapılmasını sağlar. Bu hormonlar anne memesinde süt yapılmasını ve salgılanmasını temin etmektedir. Bu arada oksitosin. anne uterusunu kasarak kanamasını da önlemektedir. Böylece bebeğin, annenin meme başım emerek uyarması ile anne sütü yapımı ve salgılaması sağlanırken, annenin doğum sonu kanamasının bir ölçüde önlenmesi de mümkün olmaktadır. Bu olaylar zinciri, fizyolojinin biyolojideki önemini de bir ölçüde göstermektedir.

Bebek anneden ayıldığında, emme refleksinin doğuracağı olaylann başlaması geciktiği gibi, bazı nedenlerle yete-nnce kuvvetlide olmamaktadır. Bebeğin bu İlk emişi beslenme amacıyla değildir; zaten bebek o sırada aç da değildir Bu refleksle emme, sütün gelmesi için gereklidir. Hele anneden ayrılan bebeğe çok yanlış olarak şekerli su veya başka bir besin verilmesi, onun daha sonra da anne memesini kuvvetle emmesini önliyerek, fizyolojik olaylann başlamasını geciktirdiği gibi, anne memesinin kuvvetle emilmemesı de sütün başlamasına neden olmayacaktır
öyle ise anne sütünün bol ve devamlı olmasını temin için, bebek doğar doğmaz anne memesine konmalıdır Bebeğin emme refleksi anneyi yormadığı gibi, anne memesinden bir iki damla gelecek totostom (Ağız) içinde bol bulunan (ımmunglobulin A dediğimiz) koruyucu madde ile bebeğin ağız, boğaz, yemek borusu midesinin ve bağırsâklannın adeta sıvanması mümkün olacaktır.
Sekretuvar immunglobulin A ile sıvanmış ağız, boğaz, barsak epiteline. bakterilerin yapışması çok az olabileceği için, bebeğin korunması başlamış olmaktadır.

Bebeğin istediği zaman annesini emmesi anne sütünün bollaşmasını sağlıyacaktır. İlk altı ay yalnız anne sütü (su dahi verilmeksen) alan bebek en sağlıklı şekilde beslenmiş olacaktır Bebek 6 aylık oluncaya kadar meyve suyu v.s. gereksinimi yoktur. Ülkemizdeki sadece anne sütü İle beslenen bebeklere İlk 6 aylık sürede yalnız vitamin verilmesi gerekebilir Vitaminin verilmesi ilk iki yaş süresince önerilebilir. Bebek 6 aylık olduktan sonra anne sütü yanında katı gıdalar başlanmalıdır. İnek veya diğer hayvan sütleri yerine anne sütüne (W yaşına kadar devam etmekle hem bebeğe en iyi, en temiz, en ucuz, en koruyucu gıdanın verilmesi ve hemde annenin bu sûre zarlında hamile kalmasının önlenmesi doğal yoldan sağlanmış olacaktır.

avatar
  Subscribe  
Bildir