Alkolün sağlığa zararları nelerdir ve alkolün insan davranışlarına etkileri.

0
97

Birbirinin eşi sayılabilecek özelliklere sahip iki bitkiden birini normal, diğerini % 1’lik alkollü su ile sulayan bir grup araştırmacı, alkollü su ile sulanan bitkinin yapraklarının bir süre sonra pörsüdüğünü saptamış.

Bu deneyin de doğruladığı gibi, alkolün hücre içindeki suyu çekme, bir başka deyişle susatma özelliği var. Bu özellik, aşırı alkol alındığında bazı hücrelerin susuzluktan ölmesi sonucunu doğuruyor. Vücuda 40 gr’dan çok alkolün her girişinde, bu hücre ölümleri başlıyor. Kuşkusuz bu tahribat en çok, kanın sık gittiği yerlerde görülüyor. Daha önce de belirtildiği gibi bu yerlerin başında beyin geliyor. Alınan aşırı alkol beyinle birlikte merkezi sinir sistemini de etkiliyor. Merkezi sinir sistemim dengede tutan: 1. Beyin, 2. beynin etrafını saran zarla beyin arasında kalan sıvıdır. Alkol bu sıvı ile kısa sürede karışarak sinir sistemini felce uğratır.
Beyinde tahribatın nelere neden olabileceğini anlamak için gelin beynin işlevlerine kısaca bir göz atalım:
M.Ö.. 5 yy yaşayan doktor Alkmaon’un da dediği gibi beyin insanın düşünmesinin ve sağlıklı olmasının merkezidir. Görme, işitme, koku alma, tad alma merkezcilerinin yanı sıra yaratıcılık ve hatırlama merkezlen de beyinde bulunur. Organizmanın düzenleyicisi görevini de üstlenen beyin küçük beyinle birlikte düz kasların hareketlerim ve sindirim sistemini de yönetir. Dışarıdan alınan tüm uyarılar, emirler burada şekillenir.
Alkolün etkisiyle görevim yerine getiremeyen beyin tüm bu işlevlerini aksatır. Günlük yaşamda hiç de normal karşılanmayacak davranışlar ortaya çıkar. İlk kadehte gevşeme, rahatlama ve kendine güven ile başlayan süreç kısa sürede sınır tanımaz, kendi isteklerini en önemli bulan, objektiflikten uzak bir kişilik görüntüsü ortaya çıkarır. Alkolün belli bir-düzeye ulaşması, insanların evrim içinde kazandıkları son özellik olan sorumluluk duygusunu ortadan kaldırır. Bu aşamada kişinin kas gücü artmış ancak, duyarlık, dikkat isteyen ince işleri becerme yeteneği azalmıştır.

Konuşma merkezinin bloke olmasıyla mantıklı ve bilinçli konuşma yerini otomatiğe babanmışçasına konuşmalara bırakır. Bu aşamada kişi duygularının güçlendiğini sanır, duygusallaşır, ağlar, hüzünlenir ya da uzun uzun güler.

İçilen kadeh sayısı çoğaldıkça etkilenen organlar da artar. Küçük beynin felç olması kaslar arasındaki dengeyi ortadan kaldırır. Omurilik etkilendiğinde göz kapakları düşer, refleksler kaybolur. Artık vücut bütünüyle savunmasız kalmıştır.
Tüm belirtileri saymaya kalkarsak sayfalar doldurabiliriz. En iyisi biz yazımızı alkolle ilgili bir anı ile noktalayalım.

Sıcak ve içten kişiliğinin yanı sıra tatlı sohbeti ile de çevresindekilerin sevgisini kazanmış gazeteci Sofu Tuğrul anlatıyor.
“Eski parlamenterlerden bir dostum, hayata ve içkiye bağlı, bir tatlı insandır. Hayata bağlılığının zararını görmedi ama; doğrusu içkiye bağlılığı ona epey zor günler yaşattı, hastalandı. Ayağa kalktığında doktorlar içkiyi yasaklamışlardı. Ne zaman bir içki lafı geçse, nerede bir içki sofrası görse yüzü asılıyor, neşesi kaçıyordu. Bir gün baktım yine eski neşesine kavuşmuş, gülerek yanımıza geldi. Ben nedir diye düşünürken, cebinden bir küçük şişe çıkardı. Hani eskiden kuşakların içinde gül yağı şişeleri taşınırdı, işte ondan. Şişeyi uzattı kokladım. Buram buram rakı kokuyor. “Hayrola” dedim. “Eh ne yapalım, arlık kokusuyla idare ediyorum.” diye güldü. İçki bardağına her uzatışımda aklıma bu gelir “.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz